29 Aralık 2012 Cumartesi

Gabriel Arafta Slyvain Reynard



Gabriel Arafta /// Sylvian Reynard

Orjinal adı Gabriel's Rapture olan kitabın Goodreads puanı 5/4,30 Benim puanım 5/4

Gabriel Araf'ta ilk hikaye kadar güzel olduğunu düşünüyorum.

Kurguyu ilk hikaye kadar etkileyici buldum. Orjinalden okuyan arkadaşlar ne düşünür bilemiyorum ama çeviriyi başarılı buldum sadece Melek Bozan kelimesine takıldım araştırdığımda da anlamının hiç de çevrildiği gibi olmadığını gördüm..Bu da hikayenin çeviri ile yumuşatıldığını gösteriyordu..

Bir kitabı okurken kitabının anlamını mayasını bozacak bir yumuşatma olmasa da müdahale edilmiş hikayeye..Bence..

Hikaye tam da kaldığı yerden başlıyordu aslında..Kopma yoktu.Birlikte oldukları ilk gecenin sabahından başlıyordu..Başlarda ne hikmetse hikaye bana durağan geldi bir türlü ısınamadım...Ama sonrada sayfaları ilerledikçe sevgililerin ön balayından sonra sorunlar ortaya çıkmaya başladıkça kitabı elimden bırakamadım.Eski sevgili ve eski problemler okul derdi derken sorunlar çıkmaya başlaması,Gabriel'i elde edemeyen bir öğrencinin intikam planı derken hikaye çok ilginç geldi bana..

Beni en çok etkileyen ise aşıkların birbiri için fedakarlık yarışı yapmaları çok özeldi..İkisi de birbirinin zarar görmemesi için yapamayacağı şey yoktu..Ama gel gelelim olaylar onları mutlak bir ayrılığa doğru sürüklemesi sonunda ayrılığın kaçınılmaz olması.İki tarafında ayrı ayrı çektiği acı,hasret...İkisininde çektiği acıları okumak beni çok etkiledi..

Hele Gabriel'in Julia için çile çekmeyi seçmesi..Ondan sonra hiç bir kadını hayatına ve yatağına sokmaması..Julia'ya verdiğini sandığı mesajın gitmemesi bu yüzden Julia'nın kendisini terk edilmiş yüz üstü bırakılmış sanması..

Gabriel'in kendini affettirmeye çalışırken sevdiği kadına tapınması ..Bence okuyun ve aşkı iliklerinize kadar hissedin..Bu hikayede aşk var,fedakarlık var,sabır var..Kısaca hayatta olması gereken her şey var..

Şimdi Gabrel'in sevdiği kadına vermesi gereken son bir şey kaldı..Üçüncü hikayede yazar bence bunu işleyecek birde bence Gabriel'in nasıl profesör olduğunu o dönemi işlemeli ..Serinin üçüncü kitabından sonra ise bu serinin bitmesi gerektiğini düşünüyorum...Her şey tadında güzel..Tavsiye ederim....

24 Aralık 2012 Pazartesi

Gri Serisi-E L James




Grinin Elli Tonu-EL.James



lk izlenimlerim de kitabı beğendim yazarın anlatımı güzel.. Çok çok abartıldığı gibi değil bence..Ama BDSM sahneleri var bunu belirteyim..Bu sahnelere katlanamam diyorsanız alıp okumayın.Ya da o sahneleri atlayın..
Aşkı çok güzel hissettiriyor iki tarafında aşkı kaybetmemek uğruna yaptıkları okutturur bu romanı..Ebedi eser olmadığına katılıyorum.

Ama cinsellik hayatın bir gerçeği bence evli çiftlerin kesinlikle okuması gereken bir roman.. Her okuyucunun bu kitaba tepkisi farklı olur..İlk önce bu kitabı Ön yargısız okumaya çalışın ..Hemen yargılamayın.Anlamaya çalışın..Yargılamak en kolayı..Ben Tavsiye Ederim..





Karanlığın Elli Tonu - EL.James


Sevdigini tekrar kazanmak ve kaybetmemek uğruna verilen tavizler bazen şaşırtıcı olabiliyor.

Yarali Kücük bir oglan cocugunu icinde gizleyen ruhu yarali bir erkegin asik oldugu kadin ugruna gecirdigi muhtesem degisim.

Anastasia ve Christian'ın elele tek tek astıklari engeller.

Daha fazla ayrinti vermeden sunu söyleyebilirim okuyux ama malum sahnelere fazla takılmadan. Cunku bu sorunlu adam bu yolla savasiyor.En iyi bildigi şey bu.
Ana'sıni kaybettikten sonra duydugu aci ona neredeyse aklini kaybettiriyordu. Hos durum Ana icinde oyle idi.

Simdi yeni bir donem başlıyordu ikisi icin bu donemi okumak cok guzel ve ozeldi.Özellikle Christian'ın sevdiği kadın için içindeki şeytanlar ile savaşmasını sevdim..Ken
disine dokunmasına izin verdiği sahne bence inanılmazdı..Çok etkilendim..Bazı sahnelerinde de çok kızdım ama..Bu sahneleri açıklayamam..Okuyun ve görün..


Özgürlüğün Elli Tonu/ E L James

Şükür sonunda bitti diyorum..Uzun zamandır beni böylesini kilitleyen bir kitap okumamıştım..Konu çok basit milyoner yakışıklı karizmatik bir adam,tecrübesiz masum bir öğrenci olan genç bir kız.Adamın sıra dışı tercihleri geçmişteki acıları var.Tamam orası güzel de devamli cinsellik konudan kopartıp uzaklaştırdı beni..Birde serinin üzerine methiyeler filan düzenlenmesi beni çok kızdırdı.Ne vardı bu hikayede çok sıra dışı olan Christian'ın cinsel tercih ve zevklerinden başka..Bu hikaye bence hakim ve köle hikayesi idi..Tek farkı Christian'ın bu köleye aşık olması..Kölenin eşitliğe kavuşması..

Serinin en sıkıcı kitabı idi.Baştan itibaren evlenmeleri,birbirlerine adapte olmaları,alışmaları derken sayfalarca seks okumak beni sıktı..Keşke daha özgün bir hikaye olabilseydi.Serinin ilk iki kitabı yine okunabilyordu. Ama bu son kitap gereksiz tekrar ve uzatmalar mevcuttu..

Yazar aslında daha sıkı bir hikaye yazabilirdi de.Kitabın sonlarına doğru o havayı biraz yakalamış gibiydi..Hikaye tam renkleniyor derken aniden kesintiye uğradığını hissettim...

Bu kitabı başından itibaren 500 kusur sayfaya kadar can sıkıntısı ile okudum..O kadar sayfadan sonra tam hikaye renklenirken yazar aniden kesiverdi..Birde kitabın sonunda Christian'ın bakış açısından paylaşılan bir iki sahne vardı ki o sahneleri okumak bayağı zevkli idi..Keşke iki tarafın iç seslerini verseydi yazar en baştan..

Ama duyumlarıma göre yazar birde Christian'ın bakış açısından serinin son kitabını yazacakmış ki o kitabı okumayı düşünmüyorum bu kadar Gri bana yetti...Daha fazla kilitlenmek istemiyorum..Serinin ilk iki kitabını okuduktan sonra keşke orada bıraksaydım diye çok düşündüm Özgürlüğün Elli Tonu'nu elime almasaydım ..Uzun zamandır bir kitap hakkında bu kadar sert yorum yapmadım..Bu kadar sert yorum yapmayı sevmiyorum da ama elimde değil ne yapayım...
Yinede bu kitaptan çok zevk alanlar olacaktır..Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar...



17 Aralık 2012 Pazartesi

Tenimdeki Mühür-Andrea Kane


Andrea Kane Tenimdeki Mühür


Uzun zamandir elimde bulunan kitaplardan idi.Keşke öne alip daha önce okusaymisim.
Stephanie Laurens,Amanda Quick,Liz Caryle stilini sevenler bu yazara bayılacaklar bence.
Bu yazarlardan daha basarili bile buldum Benim fikrim tabii ki.
Kitabin edit ve cevirisi cok başarılı idi. Cevirmen gerekli yerlerde notlar düşmüstü. Siyah Inci Ya

yınlarini bu basarili kitap için kutluyorum ki kapak da cok başarıli idi. Aile sırlari kisisel tutkular yumagi ve cok da güzel bir aşkla süslenmis bir kitapti.

Roman birbirlerine tipatip benzeyen ama bir o kadar farkli olan Anastasia ve Brenna Colby'nin hikayesi var bu romanda. Babalarinin birbirlerine adeta düşman olmalarinin ardindaki sir. 

Büyükbabalarinin ailelerinin gelecegi icin bu iki kıza biri gümüs digeri altin sikkeleri emanet eder. Bu olaydan kisa bir zaman sonra vefat eder. Büyükbabalarinin ölümünden sonra Anastasia'nın babası Henry Colby Amerika'ya ailesini taşir. Amerika'da Anastasia daha özgür ortamda yetisir ve Brenna ile iletişimlerini hic kesmezler. Bu Anastasia'nin anne ve babasini arka arkaya kaybetmesine kadar devam eder.

Brenna'nin israrlari ile tekrara vatani Ingiltere'ye döner.Vatanina ve Brenna'ya dönmekten her ne kadar mutlu da olsa ondan Nefret eden amcasinin kurdugu haince planlardan kisa bir zamanda tek basina kurtulamayacagini fark eder. Babasinin kendisine mali vasi olarak atadigi Sheldrake Markisi Damen Lockewood ona yardim etmege hazirdir. 

Amcasi ise Damen ile kizinin evlenmesini planlamaktadir. Buna engel olacak herseyi ezip gecmekte kararlidir. Ama Anastasia ile Damen'in arasindaki olusan tutkulu yakinlasmadan ise haberi yoktur. Damen'e hem cok kötülesen mali durumunu düzeltmesi icin siddetle ihtiyaci vardir. Ama yegeni ile bu genc adamin yakinlasmasini destekleyen öz kızi Brenna'dan baskasida degildir.

O kadar ki kuzeni ile yer degistirerek yardim edecek kadar.
Sonunda George Colby hem babasindan hem kardesi Henry'den kalan mirasi elde etmek icin cok daha tehlikeli oyunlari planlamaya başlar. 
Tavsiyemdir. Bu polisiye,tarihsel kurgu ve tutkulu bir aşk ile harmanlanmis hikayeyi okuyun.

Kalbimdeki Mühür- Andrea Kane




Kalbimdeki Mühür-Andrea Kane

Sikke(Demir Para) serisinin ikinci kitabı idi ...Sabırsızlıkla çıkmasını bekliyordum zevk ile okudum..Diyebilirim ki elime aldım ve yine bırakamadım..Daha önceki okuduğum Tenimdeki Mühürü okuduktan sonra Amanda Quick ve Stephanie Laurens severlerin bu yazarı çok seveceklerinden bahsetmiştim..Söylediklerim hala geçerli ki ben bu yazarı bu iki yazardan daha çok sevdim..Çünkü konuyu anlatım ve işleyişi çok daha iyi ve akıcı..Aşkı ve tutkuyu da yazar çok iyi işlemiş..Devamlı takip edeceğim bir yazar olacak..


İLk kitap da Anastasia ve Damen'in hikayesi vardı.İlk kitapta Anatasia amcasının kötülüklerinden kuzeni ve ikizi Brenna sayesinde kurtulmuştu..Amcası hapise girmişti..Ama amcasının tuttuğu bir yaralı kiralık katil vardı ki..Hikayenin sonuna kadar Brenna'ya rahat yüzü göstermedi...Anastasia'yı korumak isterken Brenna onu yaralamıştı.. Parmağını kaybetmesine sebep olmuştu.Fakat gelin görün ki bu kiralık katilin yüzünü kimse görmemişti..Yeni evlenen Anastasia ve Damen balayında iken nu meçhul katil mektup ile tacizlere başlamıştı..Bu tehditler karşısında kontrollu olmaya çalışan Brenna kuzeni ve eşi balayından döndükten sonra bu tehdit mektuplarını daha fazla saklayamaz..

Damen bu iş için strateji uzmanı arkadaşı Royce Chadwick'den yardım istemeye karar verir..Tanıştıkları ilk andan itibaren Brenna ve Royce arasında özel bir bağ oluşur..Gerek karakterlerindeki benzerlik ve geçirdikleri zorlu çocukluktan dolayı birbirlerinden çok etkilenirler..

Bu arada kiralık katilde boş durmamakta iki kuzeni tehdit mektupları ile rahatsız etmeye devam etmektedir..

Ama Royce'da sevdiği kadını neye mal olursa olsun korumaya azmetmiştir..

Bir an bile elimden bırakamadım desem yeridir..Hiç ummadığım bir kişi katil olarak karşımıza çıkıyor..

Yayın evine kitabı aynı çevirmene verdikleri için teşekkür ediyorum... Tavsiye ederim bu güzel kitabı..Hem macera,hem polisiye,hem tutkulu bir aşk okumak isteyenler için bire bir...

22 Kasım 2012 Perşembe

Arzuların Esiri-Kresley Cole




Arzuların Esiri-Kresley Cole

Orjinal adı: A Hunger like no other Goodreads Puanı 5/4,20 Benim puanım 5/4

Yeni tanıştığım bir fantastik seri..Çok akıcı bir uslup ile yazılmıştı.Yazarın kalemini çok sevdim...Bu kadar geçe bıraktığım için çok pişman oldum..Şimdi merakla serinin devamını bekliyorum...

Bu seri Lara Adrianın,Jeanienne Frost severler için iyi bir alternatif olabilir bence ama serinin arası umarım fazla açılmadan devamını okumak nasip olur..Zira seri tam tamına 13 kitaplık bir seri ve 27 Kasımda serinin yeni bir kitabı çıkıyor..

Hikayemiz Kurt adam Lykae'lerin Kralı Lachlain MacRieve ile Yarı Vampir Yarı İnsan olan Valkyrie'li Emmaline Troy'un hikayesi..Lachlain bir İskoç..150 yıldır vampir sürüsünün elinde esirdi..Bulumduğu zindanda her gün her gece tekrar tekrar ölüp ölüp diriliyord korkunç işkencelere maruz kalıyordu..

Bu yukarıdan Emmaline 'nin kokusunu alıncaya kadar sürer..Çünkü Emma'nın yıllardır diğer yarısı aradığı eşi olduğunu anlamıştı..Bacağını koparmak pahasına zindandan kaçarak onu bulur..Eşi yapmak bir daha ayrılmamak için kaçırır..Ama göz ardı ettiği ve kaçırdıktan sonra anladığı Emma'nın vampir olmasıdır..Emma'nın yarı vampir olduğunu tabii ki bilmiyordu..

Emma'da insan olan annesini çok küçükken kaybetmiş vampir babasının da kim olduüğunu bulmak için Paris'ta araştırmalar yapıyordu..Lachlain onu kaçırarak rehin tutana kadar..Bu adam Ömründe görmediği kadar iri çok yakışıklı bir adamdı ne olduğunu anladığında ondan kaçıp kurtulmak istedi.Diğer taraftan da aralarındaki çekim ona doğru da itiyordu..

Romanın başından itibaren Emma devamlı şekilde kaçıp gitmek isteyen Lachlain'de onu ne olursa olsun elinde tutmaya çalışan taraftı..Lachlain onunla vatanı İskoçya'ya gitmek için yaptığı düzenlemelerde yakınlaşmanın bir yolunu bulmaya çalışacaktı onu elinden kaçıramazdı..Çünkü geleceği buna bağlı idi iyileşmesi de..Küçük kırılgan Emma'nın gücünü hiç ummadığı şekilde görecekti...

Romantik Paranormal okumayı seviyorsanız bu kitap tam size göre..Tavsiye ederim..

19 Kasım 2012 Pazartesi

Hayalimdeki Aşk-Erin Quinn

Hayalimdeki Aşk...Erin Quinn

Mutlulugu yakalamak icin bazen gecmişiniz ile hesaplaşmaniz gerekebilir. Kacırdıgınız firsatlari bir daha yakalama imkanınızda olmayabilir. Tüm yapmanız gereken aşkınıza simsıkı sarılıp daha cesur olmaktır.

Aşkın gücü,herkesin ikinci bir şansa hakkı var...Yıllardır iki aile arasında süren bir lanet..İrlanda'nın pek bilinmeyen kasabasından gelen tılsım..Aslında bu rom
an için sayfalarca yazabilirim..Teslimiyet romanından sonra beni bu kadar etkileyen nadir romanlardan..
Bir gün mutfağınızda dayanılmaz derecede yakışıklı bir erkek beliriverir ise ne yaparsınız?..
Bu gizemli yabancı Danni'nin hayatına umulmadık bir anda girer ve o hız ile onu İrlanda'daki bir kasabaya birlikte gitmeleri için ikna eder..
Bu gizemli yabancının etkisine giren Danni kendini sıra dışı olayların içinde bulur..Ve anlar ki geçmişte olan bir olayı tekrar düzenlemek için buraya gelmişlerdir...
Farkettiği ve öğrendiği gerçekler ile Sean'in aslında bulunduğu zamanda bir ölü olması ayrı zamanlarda bir araya gelmeleri.her şey yarım kalmış çözülmemiş gizemli olayların içinde bulmasına neden olur..Ya bu olaylar çözülecektir.Ya da Geldiği efsunlu kasabada kendinin ve Sean'in ölümünü tekrar görecektir..Olaylar sanki dolap beygiri gibi tekrar tekrar büyükannesinin yaşadığı gibi yaşasada olayları bir türlü çözümlenmemiştir..Bu olayları çözecek tek kişi yine de kendisidİR..Bu olayları ancak büyük güçleri olan Fennore Kitabını kullanması ile çözebilecek midir?




Her şey mutluluğu.annesinin ,kardeşinin,kendinin ve sevdiği adamın, hayatı buna bağlıdır..Başarılı olmamak gibi bir şansı yoktu..
Harikulade ve ders verici bir romandı fazla anlatıp gizemini bozmak istemiyorum..Ama umulmadık olaylar,çaresizlikler içinizden gelen güç ile sizde var olan bir ayrıcalık,yetenek ile de çözebilirsiniz..Bunun muhakkak bir efsun,büyü,tılsım olması gerekmez..Yazar bütün bu olayları işlerken çok güzel derslerde veriyordu..Sevginizi için mücadele etmeniz gerektiğini,ona inanmanız gerektiğiniz,bazen mutluluklar için cesaret de gerekebilir..Bazı şeyleri hatta hayatınızı bile kaybetmeyi göze almanız da gerekebilir..
Tek kelime ile harika ötesi bir romandı..Çeviri ise çok güzeldi kitap su gibi aktı gitti..Çok ama çok sevdim..Yazarın yakında üçüncü kitab yakında çıkacak.. 
İlk önce 
Hayalimdeki Aşk.
Hayalimdeki Yürek ve Rüyalarımı 
Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar
okuyun..Bu seriyi kaçırmayın...

Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar-Erin Quinn

Orjinal Adı Haunting Desire OLan Hayalimdeki Arzular ve İhtiraslar'ın Goodreads Puanı 5/4,33 Benim puanım 5/4



Bu seriyi seviyorum...İrlanda'nın mistiszm havasını solumak hoşuma gidiyor..Her macerasında değişik hikaye..Sanki bayrak devri gibi her hikayede kahramanlarımız Fennore Kitabı ile savaşıyorlar..

Fennore kitabına hükmetmeye çalışan Cathan Mcgrath her bölümde insanlığından daha da bir şeyler kaybediyor..Bunun farkında olsa da onu bırakabilmesi mümkün değil..Bu bölümde biri daha ortaya çıkıyor bir nevi Tanrı Fennore Kitabının yaratıcısı Druid..Druid'i üç kişi görebiliyor bu hikayenim kahramanı Shealy O'Leary kızkardeşi Ellie ve Rory McGrath 'i arayan kız kardeşi Meaghan Ballagh ..Bu kadınların hepsinde sıradışı güçler var..Hele güçlerini birleştirdiklerinde yapabildikleri...

Ayrıcalıklı Toprakların Lideri Tiearnan ablası Saraid'i kurtarmak için mücadele ederken Fennore kitabına zarar vererek içinde hapsolmuş başarısız olmuş bir lider..Bu başarısızlık ve uğradığı ihanet yüzünden amacı kalmamış bir adam..Yolları birden Shealy O'Leary ile onun yol açtığı bir geçitte kesisir Fennore kitabına Shaely ile birlikte döner..

Shealy O'Leary sıra dışı güçleri olan bir genç kadındır..Babası Donnell O'Leary Fennore Kitabının koruyucularındandır...Bu özelliği yüzünden eşi ile sık sık tartışan bu adam..Ailesi ile birlikte Fennore adasında bir kaza geçirirler..Eşi hamile iken ölür ve Shealy ise çok ağır yaralanır..Ve çok uzun tedavi maratonundan sonra sağlığına kavuşur..İşte Tam da İrlanda'ya gitme konusıu yüzünden babası ile tartışırken ne olduğunu anlamadan bir kapı açılır onun içine girer..Burada Tiearnan ile yolu kesişir..

Bundan sonra mücadelelerini birlikte sürdürmeye başlayacaklar aralarında oluşan bu muhteşem aşk ile bütünleşirken birbirlerine güvenmeyi,birlikte mücadele etmeyi öğrenip..Şimdiye kadar keşfedilmemiş sırları da keşfedeceklerdir..Aşkları o kadar güçlenecek ki mevcut kehaneti de birlikte yeneceklerdir...
Güzel bir macera idi özellikle kitabın sonlarına doğru çok heyecanlı idi...Özellikle üç kadının güçlerini birleştirdikleri sahne müthişti..

Çeviride bir problem yoksada farkındalık kelimesini çok sık kullanılmıştı..Bu kelime bence sırıtıyordu..Sanki yapay kelimeler oluşmuştu..Yine de severek okudum..

Son macerayı da merak ediyorum çünkü bu macera Meaghan Ballagh ile Fenore kitabının yaratıcı Aedan'ın...Bu macerayı daha da merak ediyorum..

Fantastik kitapları ve İrlanda Mistiszm'ni seviyorsanız bu kitap tam size göre..Keyifli okumalar...


Hayalimdeki Yürek ve Rüyalarım - Erin Quinn



Hayalimdeki Yürek ve Rüyalarım - Erin Quinn


Serinin ikinci kitabı yine muhteşem bir kitap..Ama bu seferki macera daha heyecanlı..Serüvenimiz kahramanı Rory MacGrath ilk maceradaki Danni'nin oğlan kardeşi..
Ailesinden vatanından ayrıldıktan sonra Rory Macgrath deyim yerindeyse her şeyden ailesinden,geçmişinden ,köklerinden kaçarak yaşadı..Sıradan bir hayat sürüyordu...

Ama bir misafiri geldi Sean ve Danninin yaşamını birleştirmelerinde öncülük eden büyük annesini bir akşam arabasında buldu..Onu bekliyordu..Onu vatanına kendi cenazesine VE Fennore Kitabını bulmaya çağırıyordu..
Veee rüyalarından haberi vardı her gece rüyalarında gördüğü kadını biliyordu..

Büyülenmiş gibiydi uzun zamandır Rüyalarında her gece gördüğü ve ümitsizce istediği kadın yüzünden başka bir kadınla da olamıyordu..


Büyükannesi Rory'den sonrada Saraidi yani Rory'nin rüyalarının kadınını da ziyaret edip ona da vereceği haberler vardı..

Rory bu çağrılara kayıtsız kalamadı ve İrlanda'ya gitmeye karar verdi..Cenazeye katıldı orada rüyalarının kadını ile karşılaştı O kadın onu yanına çağırıyordu.. Ama bu kadın yüzyıllarca geriden geliyordu..Rorry'den yüzyıllar öncesine gitmesi gerekiyordu..
Ve Rory yüzyıllarca geriye Saraid ile gitti..
Saraid ailesini ve kalan klanını kurtarmak için düşman oldukları
Rory'nin babası Cathan Macgrath'ın isteği doğrultusunda onun oğlu ile evlenmeyi kabul etti..Ama Rory'nin gitmesi ile birlikte Rory ikizi ile karşılaştı ve onun bedenine girerek Saraid ile evlendi bundan sonra olaylar çok hızlandı..

Tek kelime ile muhteşem bir hikaye daha fazlasını kitabı alarak okumanızı tavsiye ederim..
Tam bir masalsı hikaye aşk,savaş,sadakat,ihanet her şey var..
Saraid için geçmişe giden Roryden sonra 3.kitapta Geleceğe gelen Saraid'in ağabeyi Tiarnan'nı okuyacağız..

Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim ben çok beğendim..Umarım siz de seversiniz..


16 Kasım 2012 Cuma

Kitap AşkıM: Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar-Jane Graves



Küçük Yalanlar,Yüksek Topuklar - Jane Graves
Orjinal adı Hot Wheels and High Heels
Goodreads Puanı 5/3,71
Puanım 5/3 
Uzun zamandır beklediğim bir kitap dı..Beğenerek okudum ama sanki Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar daha iyi idi..Okurken zevkle okudum da beklediğim derinlik yoktu hikayede..

Sanırım beklentimi çok yüksek tuttum...Yazarın daha acemi iken yazdığı belli oluyordu..Hikayenin genel kurgusu iyi idi...Sıkılmadan severek okudum..Zengin bir erkekle evli olan Darcy McDaniel 14 senelik evli idi ..
Kocası ile evlendiğinde büyük bir aştan ziyade lüks hayatın peşindeydi..Bunu elde etti..Ama tatilden döndüğü gün hayatı tepetaklak olur..Sahip olduğu tüm mal varlığını kredi kartlarını her şeyini bir anda kaybeder..
Evine gittiğinde oraya taşınmış yabancı insanlar olduğunu eşyalarının yerlerinde yeller estiğini görür..Vee kocası da kayıplara karışmıştır..

Elinde kala kala bir tek araba kalmıştır..Ama durun onun da sırası geldi..İri yarı yakışıklı bir adam ona el koyar..Aralarındaki savaş tam komedi filmlerindeki gibi idi..
John Stark idi bu adam..Polislikten ayrılmak zorunda kalıp kendine haciz şirketi kurmuştu..Darcy'nin arabasının da ödenmemiş borçları vardı..Bu arabayı kocası ona geçen doğum günüde almıştı..
Borcunun olduğunu bilmiyordu.Kanının son damlasına kadar John ile savaştı..Bu savaşta birbirlerine çekildiklerini fark etmediler bile..Nefret aşkı doğurur derler ya...
Daha fazla ayrıntı vermiyorum..Keyifle okumanızı dilerim...

Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar-Jane Graves

Küçük Yalanlar,Yüksek Topuklar - Jane Graves

Orjinal adı Hot Wheels and High Heels Goodreads Puanı 5/3,71 benim puanım 5/3 

Uzun zamandır beklediğim bir kitapdı..Beğenerek okudum ama sanki Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar daha iyi idi..Okurken zevkle okudum da beklediğim derinlik yoktu hikayede..Sanırım beklentimi çok yüksek tuttum...Yazarın daha acemi iken yazdığı belli oluyordu..Hikayenin genel kurgusu iyi idi...Sıkılmadan severek okudum..
Zengin bir erkekle evli olan Darcy McDaniel 14 senelik evli idi ..Kocası ile evlendiğinde büyük bir aştan ziyade lüks hayatın peşindeydi..Bunu elde etti..Ama tatilden döndüğü gün hayatı tepetaklak olur..Sahip olduğu tüm mal varlığını kredi kartlarını her şeyini bir anda kaybeder..Evine gittiğinde oraya taşınmış yabancı insanlar olduğunu eşyalarının yerlerinde yeller estiğini görür..


Vee kocası da kayıplara karışmıştır..Elinde kala kala bir tek araba kalmıştır..Ama durun onun da sırası geldi..İri yarı yakışıklı bir adam ona el koyar..Aralarındaki savaş tam komedi filmlerindeki gibi idi..
John Stark idi bu adam..Polislikten ayrılmak zorunda kalıp kendine haciz şirketi kurmuştu..Darcy'nin arabasının da ödenmemiş borçları vardı..Bu arabayı kocası ona geçen doğum günüde almıştı..Borcunun olduğunu bilmiyordu.Kanının son damlasına kadar John ile savaştı..
Bu savaşta birbirlerine çekildiklerini fark etmediler bile..Nefret aşkı doğurur derler ya...
Daha fazla ayrıntı vermiyorum..Keyifle okumanızı dilerim...








15 Kasım 2012 Perşembe

Kurt Ve Kumru Kathleen E.Woodiwisi

Kurt ve Kumru-Kathleen E.Woodiwisi 

Orjinal Adı The Wolf and the Dove Goodreads puanı 5/4,14 Benim puanım 5/5
 Şu ana kadar okuduğum en güzel orta çağ romanı ama oldukça da sert..

Çünkü roman  Normanların İngiltere'yi işgal ettiği dönem yani  Ortaçağın en sert dönemi olan   1066 da William’ın İngiltere’ye saldırdığı Saxson'ları esir alıp,topraklarını ele geçirdiği dönemde geçiyor..Kitabın daha ilk sayfalarında gerilmeye başladım diyebilirim..

Çünkü romandaki sahne çok acımasızca başlıyor..Normanlar tarafında işgal edilmiş  bir kale ve İşgal edilen kalede yaşanan insanlık ötesi katliamlar..Kalenin efendisi öldürülmüş, .Boynuna bir ip bağlanan Darkenwald Malikânesinin kızı Aislinn ve kızını korumaya çalışan kalenin hanımının dizlerinin üzerinde süründürülmesi..Bu insanlık dışı manzaradan Demir Kurt Wufgar'ın kumandanı Ragnor de Maret sorumlu..İğrenç bir komutan..
Kalenin kızına iğrence tacavüz ettiği satırları nefret ederek okudum... Ertesi gün roman kahramanı  Demir Kurt Wulfgar kaleye geliyor ..Aislinn'in karşılaşmaları..Aislinn Wulfgar'ın Ragnor'dan farklı olduğunu daha  adil olduğunu anlıyor..Birbirlerinden nefret ediyorlar..Wulfgar onun güzelliğinden etkileniyor..

 Ve Demir Kurt Wulfgarın nasıl biri olduğunu merak edersek, sevgisiz bir aileden gelmesi annesi kocasının savaşlara gidip kendisini ihmal etmesini bağışlayamamış şefkâtsiz bir annedir..Bunun acısını özellikle  büyük oğlu Wulfgar'dan çıkartıyor..Babası ise  onu piç olarak kabul edip uzaklara gönderiyor..Ailesinden sevgi görememiş bie adam..İşte bu sevgisizlik yüzünden kadınları sadece cinsel amaçla için kullanmış ve asla evlenmeyi düşünmüyor..Kadınları kullanmayı seviyor ama onlardan  nefret ediyor...
.
Aislinn'i ilk iş  Ragnor'un elinden alıyor..Aislinn'e Ragnor gibi acımasızca tecavüz etmiyor ama  bir nevi baştan çıkararak tecavüzünü devamlı gerçekleştiriyor..Onu metresi ve kölesi yapıyor.. Aislinn'in ilk önce güzelliğinden büyüleniyor.Sonrada cesareti ve kişiliğinden etkilenmeye başlıyor....


Daha sonra kaleye Babası ve kız kardeşi geliyor.. Babası elindeki her şeyi kızı dışında kaybetmiş bir adam ve kız kardeş Gwyneth hani dersiniz koynunuzda yılan beslemek deyimi bu kadına çok da güzel uyuyor...Kaleye geldiği andan itibaren Aislinn ile devamlı uğraşıyor..akla hayale gelmeyecek entirakalar ile uğraşıyor..Tek zayıf yönü var Ragnor ona aşık olup neredeyse onu kölesi oluyor..O ne derse onu yapıyor...Ragnor ise Aislinn'i takıntı haline getiriyor..Onu Wulfgar'ın elinden almak için Gwyneth'i kullanmakta tereddüt etmiyor..

Aisslinn ise neredeyse kusursuzluk timsali başına gelenleri büyük bir vakur ile kabullenirken cesaret ve gücünü asla kaybetmiyor...Wulfgar'ı o iyiliği ve güzelliği ile dize getiriyor..Güzellik derken karakter ve huy olanından bahsetmek istiyorum..
Wulfgar ona o kadar bağlanıyor ki Ragnor ile dövüşmekten kaçınmadığı gibi kaybetmekten de çok korkuyor..Onun hasretini çektiği satırları okumak çok güzeldi..Özellikle odalarında her yerde Aislinn'i görmesi onu araması...Okuyun bence çok seveceksiniz...
Yazar mekanı çağı ve aşkı o kadar güzel harmanlayıp bize aktarmış ki..Tekrar tekrar bu yazara hayran oldum...Kitabı özellikle sonlarına doğru elimden bırakamadım..Wulfgar'ın Aislinn'e aşık olduğunu ve yaşamının ondan başka öneminin olmadığını anladığı sahne müthişti..Kucağındaki bebeğin babası olup olmadığını bilmediği halde onu kucağında tutup o koca şövalyenin kollarında uyuttuğu sahne çok özeldi...
Çok sevdim..Tavsiye ederim..Ama Rüzgarda Savrulan Küller benim için yazarın bir numarasıdır..
Keyifli Okumalar...


4 Kasım 2012 Pazar

Sonsuza Kadar-Judith McNaught

Sonsuza Kadar Judith McNaught,


Orjinal adı Once and Always 
Gopdreads puanı 5/4.16 
Bence puanı 5/5 hatta daha yüksek olmalı..

Ne söylesem ne yazsam az gelir bu unutulmaz hikaye ile ilgili.

Çocukluğun da inanılmaz şekilde kötü geçen normal bir insanın çekemeyeceği acıları çocukken çekmek zorunda kalan bir Dükün gayrimeşru oğlu olan Lord Jason Fielding..Kötü bir çocukluktan sonra başından geçirdiği kötü evlilik..Tek varlığı olan oğlu uğruna sürdürdüğü evlilikten sonra ,oğlunu kaybetmesi..Jason Fileding'i hayata bağlayan pek de bir şey kalmamış gibiydi..Yaşıyordu ama ruhu ve kalbi ölmüştü..
Onu ve hayatını kökünden sarsacak olan Sevgi dolu bir yuva da büyüyen özgür ruhlu güzel Victoria Seton hayatına bir domuz yavrusu ile kapısında belirene girip karıştırması ile Jason üstüne serili olan ölü toprağı ile yaşaması son buluyordu..Ah tabii ki Kara Panterimiz buna en başından itibaren karşı çıkıp direnecekti..

Bu hikaye de ikilinin kaderini belirlemede Charles Fielding'in yani Atherton Dükünün de büyük bir rolü vardı.. Onun hikayesi de çok anlamlı idi..Mazide mutluluğu elinin tersi ile tepip sevdiği kadının da hayatını sevgisizliğe mahkum etmişti..Sevdiği kadını para uğruna terkedince o da İrlandalı bir doktor olan Patrick Seaton ile evlenerek Amerika'ya göç etmişti..Bu sonsuz ayrılıktan çok ama çok pişman olmuştu....Katherine'nın mutsuzluğuna sebep olmaktan hep vicdan azabı duymuştu..İşte bunu bir parça olsun telafi etmek istiyordu..Bu da gayri meşru olan oğlu Jason Fielding'in hayatına sevgi katarak olabileceğine inanıyordu..Victoria ile tabii ki. Victoria'yı kendi kızı gibi bağrına basmıştı..Hem çok sevdiği yegane kadının kızı le oğlu evlenmesi omun geçmişte birleşemediği sevgilisi ile bir anlamda birleşmesi sayılırdı.. Bunun için her şeyi yapabilirdi...Yaptı da..Victoria'nın aşık olduğu ve beklemeye söz verdiği nişanlısının mektuplarına el koydu..Hasta rolü yaptı..Sonunda canı kadar sevdiği oğlu ve sevdiği kadının kızını evlendirmeyi başardı..

Geçmişte cesur olup elini tutamadığı kadının kızıydı Victoria Seton anne ve babası kazada öldükten Londra'da olan akrabalarının yanında kalmak için Amerika'dan kız kardeşi Dorothy ile birlikte gelmişlerdi..Annesi son nefesinde Atherton Dükü Charles Fielding ve Claremont Düşesi olan büyük annesinin ismini vermişti.Ama büyük annesi onu annesine çok benzediği için kabul etmeyince Charles Fielding'in evinde kalmak Victoria'ya düşmüştü..

Jason ilk başlarda ne kadar karşı çıkarsa çıksın bu yüreği büyük genç kızın evine geldikten sonra saçtığı ışık ile yaşamı aydınlanmaya başladığını görüyordu..Ne yaptısa ondan vazgeçemedi..onu bırakamadı...Aslında ilk kapısına kucağında domuz ile geldiğinden beri onu seviyordu..Bu sevgiyi kabul etmek iki taraf için zor da olsa ömür boyu sürecek unutulmaz bir aşka kavuşmak o kadar da kolay değildi...

Her satırı duygu yüklüydü..Özellikle Victoria'nın babası tarafından aşılanan hayat felsefesi anlam yüklüydü ki bu Jason'ın o sertliği,duygusuzluğu ardındaki maskelediği sevgi dolu ruhunu görmesinde etkili olmuştu...Bunu görebilmek Victoria'ya sevdiği adamı kazanmasında büyük bir etken olmuştu..Gördüğünü değil ardındakine bak demişti babası..Başka bi erkeğe aşık olan karını ölünceye kadar sevmekten vazgeçemeyen Patrick Seaton..Belkide kendisi mutlulukla tanışamamıştı ama kızının mutluluğundaki ana zemini oluşturmuştu..Çünkü Jason'ın kabuğunu kırdıktan sonra gelen mutluluk sanırım herkese nasip olabilecek bir mutluluk değildi...

Daha yazmak istiyorum yazabilirim de..Historical romanlarının kraliçesi Judith McNaught'un kalem gücü işte burada okudukça her satırda tekrar keşfediyorsunuz..Her okumamda sanki ilk defa okuyormuşçasına başka bir tat alıyorum romanlarında..
Hala okumayan varmıdır? Ama varsa çok şey kaçırıyorsunuz derim..Tavsiyemdir..Bir kez ve daima....



3 Kasım 2012 Cumartesi

Gabrie^'in Cehennemi-Sylvain Reynard

İki kitaplık bir seri sanıyordum ama araştırmalarıma göre üçüncüsü de yoldamış..Goodreads Puanı  5/4,09 Benim puanım 5/4 Bu  kitaptaki aşka ba-yıl-dım....

Başarılı kitaptı bana göre..Unutulmaz Dante Aligheri'den esinlenen alıntılarla taçlandırılmış bir eserdi..Çünkü romanımızın baş kahramanı bir Dante profesörü idi..

Gabriel Emerson küçük yaşta Richard ve Gracie tarafından evlat edinilmiştir..Çünkü o annesinin evli bir adamdan olan çocuğudur..Aile olarak ise  Gracie ve Richard'ı görmüştür..Daha sonra gerçek babası ölünce ona çok yüklü bir miras bırakmış o ise geçmişten yaptığı hatalardan dolayı ailesine yardımcı olabilmek adına bu mirası kabul etmiştir..

Kitaptaki Dante Aligheri ise 13 yüzyıl ve on dördüncü yüzyıl başlarında yaşamış İtalyan Ozan,politikacı..

Diğer kahraman ise Dante ile ilgili öğrenim görmesi gereken bir öğrenci Dante ile ilgili yüksek lisans  yapması gereken  Julie Mitchell..İlk tercihi Harward Üniversitesi ama terslik ve imkansızlıklar Toronto Üniversitesine  gitmek zorunda kalıyor..Yani Beatrice ..

Yazar Gabriel Emerson'u Dante Ögrenci Julia Mitchell'i ise Dante'nin unutulmaz aşkı Beatrice ile özdeşleştirmişti..

Romanda Gabrel şeytanı Julia ise meleği temsil ediyor..Erkek kahramanımız geceleri sınırsız zevkler peşinde koşarken gündüzleri bir Kanada Torronto'da Dante profesörü...Çok yakışıklı ve karizmatik bir erkek..Julia ise bir melek kadar masum güzellikte bir genç kız..İkili birbirini adeta mıknatıs gibi çekiyor...

İkilinin ilk karşılaşmaları Julia on yedi yaşında iken oluyor...Julia ve Gabriel'i yetiştirilmesine katkıda bulunan karı koca gerçek ana baba gibi benimsemişlerdir..Çünkü özellikle Gabriel'in geçmişte yaşadığı problemleri aşmasında gerçek bir anne ve baba gibi bir tutum göstermiş onlara sevgilerini vermişlerdir..
Gerçekte ikisinin de iki çocuğu daha vardır Scooth ve Rachel ....

Rachel ile Julia çok iyi arkadaştırlar..Scooth ise geçmişte Gabrielle ile çok büyük çatışmaları olmuştur..Gabriel'in hatalarını onun davranışları yüzünden ailenin çektiği sıkıntıları hoş görememektedir..

Julia'nın çok mutsuz geçen çocukluğu neticesinde rachel sayesinde ona annelik yapan Gracie'yi tanıması büyük bir şanstır..Fakat Gabrelle ve Julia O elma ağacının altında geçen unutulmaz  zamana kadar hiç  karşılaşmamışlardır..

O unutulmaz karşılaşmada ikisi de . O yakınlığı ve sohbeti yıllar geçtikten sonra unutamamıştır..Julia ilk öpücüğünü o gece almış Gabriel'in kollarında uyuyakalmıştır..Ve O gecede Julia Gabriel'e umutsuzca aşık olur.Yıllarca onu bekler hatta bir gönül ilişkisi olur ama sonucu hüsran olmuştur...

Aradan yıllar geçer ve ikinci karşılaşmaları ise çok çetin olur..Julia'nın öğrencilik kaderi Profesör Gabriele Emerson'un elinde dir..Julia çok kısıtlı bir olan maddi imkansızlıkları nedeni ile bir yılını nerdeyse kaybetme tehlikesi altında olur..Ayrıca Gabriel onu hatırlamamışsa da..Julia'dan etkilenir..Onunla karşılaşaya kadar hissetmediği bilmediği duyguları tadacaktır...Aşklarının her evresini okumak müthiş güzeldi..

Başlarda Gabrel'in tavırları beni çileden çıkarsa da sonradan Julia'nın kimliğini öğrenip ondan gittikçe daha fazla etkilenmeye başladıkça olan tavırları çok güzeldi..Ama bu yakınlaşmadan önce unutulmaz kavga sahnesine tutkunun catırtıları bariz şekilde hissediliyordu...

Yazarın kalemini çok ama çok beğendim..Alın okuyun,yoğun duygular ile  harmanlanmış  bu kitabın kalınlığı gözünüzde incecik gelecek..Bundan eminim...
Yine de  çeviride bir takım problemler hissediliyordu..

Yine de bence okunmaya değer bir kitap tavsiye ederim...Okuyun ve bu güzel aşkı hissedin...Aşkın nasıl da yüceleştiğini görün...





Balayı - Susan Elizabeth Phillips

Balayı Susan Elizebth Philips

Orjinal adı Honey Moon Goodreads puanı 5/3,66 Benim puanım 5/4
Samimi olarak söylemek gerekirse beni bu kadar ters köşeye yatıran kitap okumamıştım..Daha önceki kitapları gibi yumuşak bir romans okuyacağımı tahmin ediyordum.Ama karşıma ufak tefek güçlü bir kız çocuğunun hikayesi çıktı.Onun başlarda çocuk halini kitap ilerledikçe de genç kızlığa geçişini izledim..Kesinlikle sıra dışı bir hikaye idi..Başlarda sıkıldığımı itiraf etmeliyim..Ama bazen okumanın o muhteşem hazzını hissetmek için sabretmek gerekir.İyi ki sabretmişim...

Honey Moon kendisi yetim bir genç kız idi sevgiye o kadar açtı ki..Annesini kaybettikten sonra aradığı sevgiyi bulmak çok zor olsa da kendi küçücük kalbi çok büyük bir genç kızdı..Kuzeni için düşündüğü oyunculuk küçücük yaşta ona nasip oldu.Küçük yaştan beri omuzlarında olan aileyi bir araya getirme yükü oyunculuğa başiladıktan sonra daha da arttı..Aile olabilmek ve sevilmek için her şeye katlandı..Sevdiklerini şımarttı..Bazen dayanılmaz biri oldu..Ama çok yalnızdı sevmek sevilmek istiyordu..Onu seven insana canını bile verebilirdi..Ve karşısına çıkan iki erkeği de çok etkiledi..İkisi ile çok zorlu ilişkisi oldu..İkisini de çok sevdi ve sevildi..Kurgunun bütünlüğü çok güzeldi..Derinliği olan bir hikayedi..
Kitabın ismi Balayı'nın hikaye ile yakından uzaktan alakası yoktu..Honey hikayenin kadın kahramanını ismi idi..Yine de başarılı bir kitaptı bana göre.Susan Elizabeth Philips bu yazarı sakın es geçmeyin derim..Romans kitaplarının en güçlü kalemlerinden...Keşke eserlerini daha sık okuyabilsem..Tavsiyemdir...

26 Ekim 2012 Cuma

Savaşçı-Karyn Monk


Orjinal adı Once A Warrior olan Karyn MOnk'in Savaşçı kitabının Goodreads Puanı :5/3,71 Benim puanım 5/5

Güzel ve dokunaklı bir hikaye idi. Baştan sona kadar severek okudum.

Karşımızda yaralı bir erkek karakter vardı..Malcolm Macfane diğer adı ile Kara Kurt bir zamanlar binlerce kişiden oluşan orduyu yöneten efsanevi klan reisi.. Ama eski günlerini tabiri caiz ise mum ile aramaktadır..

Klanındakı kadın ve cocukların ölümünden sorumlu Malcolm Macfane vücudundaki savaştan kalma yaralar yüzünden cok aci cekiyordu.

İste bu acilarinı alkolle boğmaya calismasi yuzunden klan reisliğinden kovulan bir savasci idi.
Ondan yardim isteyen Arielle caresiz durumda tutunacak dal arıyordu... Babasından kalan efsanevi kılıca sahip olan hem onunla evlenme hakkına hem de klanın resi olacaktı..Daha önce Kara Kurt lakaplı Malcolm'dan yardım ve onunla evlenmesini istemiş olan Ariella için red edildikten sonra tekrar yardım istemek kolay değildi..Ama babasının ölümünden sonra kendi  arzu ve çıkarlarını geriye atmak zorundaydı..
Babasını öldüren Roderick'ten kurtulmak ve kılıcı vermememk için kendini öldü diye göstererek onüç yaşındaki oğlan çocuğu kılığına girmişti..İşte tam da bu kılıkla Malcolm Macfane'den yardım istemeye tekrar gitti..
Malcolm'u  reislikten atan ve klandan kovan Harold MacFane'den öğrendi nerede olduğunu..Efsanevi Kara Kurt izbe bir kulube de buldu onu..Malcolm eski savaş yaraları yüzünden acı içindeydi..Bu acılara katlanması pek de kolay değildi..İşte o yüzden alkol ile acısını boğmaya çalışıyordu..Ama bu alkol ile tedavi ona klanındaki kadın ve çocukların öldürülmesine sebep olmuş ve bu yüzden de klanından kovularak reislikten atılmıştı..Bu gözden düşmüş adamı klanına savaşmayı öğretmesi ve savaşçı getirmesi için ikna edemedi...
Ariella bunun üzerine Malcolm'u üç ay karşılığında 100 altına klanına savaşmayı öğretmesini ve koruması karşılığında ikna etmeyi başardı...
Klan halkının onu bir kahraman gibi karşılaması çok duygusal idi..Hele Ariella'nın kız kardeşi Catherine ile Malcolm'un diyalogları çok güzeldi..
Eski Gözden düşmüş bir lider olan Malcolm ve Klanini kurtarmaya calisan bir genc kadin ve onurunu yitirmis bir eski savascinin hikayesi...Gizemli ve duygusaldı..

Tavsiye ederim.
Üç kitaplık bu serinin diğer kitaplarını da okumak için umarım fazla beklemeyiz..

Warriors Serisi:
1. Once a Warrior (1997) Savaşçı
2. The Witch and the Warrior (1998)
3. The Rose and the Warrior (2000)

23 Ekim 2012 Salı

Kara Melek-Kat Martin


Kara Melek-Kat Martin

Orjinal adı: Bold Angel
Goodreads Puanı 5/3,80
 Puanım 5/5



Çok güzel su gibi akan bir romandı..Elime alıp bırakamadım..

         Romanımız 1069 yılında başlıyor savaşlı yıllar..Savaş henüz bitse de halk feodalite  sefalet cahillik pençesinde..Malum bu yıllar zor yıllar..Kadının hiç bir hakkı yok..Alınıp satılabiliyor.O devirdeki yüksek mevkideki erkeklerin  hem karıları hem metresleri var...Evet maalesef ..Bu romanı bugünkü feminist duygularınız ile okursanız tat almanız pek mümkün değil..

           Bu roman diğer orta çağ romanlarından daha gerçekçi buldum..Bu dönemde hayat zor ..Romantik ilişkilere pek müsait değil savaşın hemen ertesi günler..

               Romandaki kadın karakter Caryn, bir Sakson’dur. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, kız kardeşi at’dan düşüp başından aldığı darbe ile konuşamaz bir durumda dır..Ayrıca başka dünyalarda yaşayan bir hali var gibidir...  Babaları  ise onlar ile ilgilenmeyince iş Caryn'e düşmüş başının çaresine bakmayı öğrenmek zorunda kalmıştır....Savaşta köyü yok olmuştur....Manastıra dönmeye çalışırken Normandiyalı  Şövalye  Ral yani Raolge de Gere  Namı diğer savaşlardaki acımasızlığı ile tanınan Kara Şövalye ile kim olduğunu bilmeden karşılaşır..

             Ral bu iki gençkıza yardım teklif etse de Caryn tarafından bu ret edilir...Bir Norman'dan yardım almak Caryn'e göre değildir..Ama çok geçmeden Ral isyancıların peşinden giderken bu iki kıza tekrar rastlar Caryn'ina ablasına tecavüz edilmiş Caryn ise dövülmüştür...Son anda kızların hayatını kurtarır..Bu durumda onların evlerinde bile güvende olamayacağını anlayarak kızları manastıra teslim eder...

      Daha sonra üç sene geçmiştir..Caryn ve ablası hala  manastırda kalmaktadır..Bir gün manastırdan ayrılmayı kendi hayatının efendisi olma hayali içindedir..Ablasının durumunda yine gelişme yoktur..Yine başka diyarlarda yaşamaktadır..Her şey bu rutinde ilerlerken Malvern beyi Stephen tarafında 6 kızla birlikte Caryn manastırdan kaçırılır..Amaç kızları adamlara kullandırtmaktır..

                Kızlar ve Caryn Krala son yaptığı hizmetlerle İvensham ile ödüllendirilen Ral'ın inşa ettiği kaleye getirilir..Kızlar gibi tecavüze edilmek üzere iken Ral  Caryn'in kendisi ile  nişanlı olduğu söylenerek kurtarılır...Stephen kaleye düğünlerine geleceğini Krala bildireceğini söyleyerek ayrılır..Bu durumda Ral Ve Caryn evlenmesi zorunlu hale gelmişse de Caryn bu evliliği istemez..
          Ama mevcut durumun ve evliliğin tamamlanmayacağı sözünü veren Ral'a güvenerek bu evliliğe ikna olmak zorunda kalır...
Ral'ın planlamadığı bu evlilikten başlarda pek beklentidi de yoktu..Caryn kendi odasında Ral metresi ile birlikteydi..Ama Ral zaman geçtikçe Caryn'den etkilenip onunla olan evliliğini gerçek evliliğe dönüştürmeye karar verir..Caryn ise başlarda mevcut olan durumdan mutlu olsa da zamanla Ral'in metresi ile olan ilişkisinden rahatsız olmaya kendi durumunu sorgulamaya başlar..

        İkilinin ilişkisi çok romantik değil ,Ama aşk güzel aktarılmış..İki tarafın da korkularını bakış açılarını çok güzel anlatılmış..Aynı kalede  metresi olan adama kızıyorsunuz ama durumunu anlayabiliyorsunuz. Caryn yönünden de kalbinin nasıl kırıldığını hissediyor yaşıyorsunuz..Başını dik tutup Ral'e tavrınıda koyabiliyor..Savaşa devam edip  Ral'ı yola getirmesi çok güzeldi..
Çok etkileyici bir hikaye idi..Kat Martin'in kalemini beğendim..Yazarı takip etmeyi çok isterim..
Orta çağ romanlarını okumayı seviyorsanız;bu roman  tam size göre..Tavsiye ederim...

18 Ekim 2012 Perşembe

Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir-Cindy Gerard


Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir Cindy Gerard Orjinal Adı Show No Mercy Goodreads Puanı 5/4,08 Benim puanım ise 5/4 

 Yedi kitaplık Black Ops Serisinin İlk kitabı..Yazarın daha önce Harlequin Romanlarından kitabını okumuştum anlatımını çok beğenmiştim.Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir ilk başlarda bana oldukça durağan  hep bir şeyler eksikmiş gibi geldi..Fakat bu kitap beni tam anlamı ile ters köşeye yatırdı diyebilirim..Sayfalar geçtikçe hikaye beni sarmaladı özellikle sonlara  yaklaşırken şaha kalktı..Sonu çok duygusaldı..Bu yazarı daha sık okumak istyorum..Serinin ilk kitabı hikayeler birbirne bağlantılımı bilmiyorum ama takip edeceğim bir seri olacak ..
Gazeteci Jenna  McMillan Ropartaj için gittiği Arjantin'de Gizemli bir adam tarafından mutlak bir ölümden kurtarılır.Daha sonra kendini aylar süren bir inzivada bulur..Orada yaşadıklarından çok etkilenmiş deyim yerinde ise cesaretini kaybetmiştir..Onu kurtaran sıra dışı adam Gabriel Jones'tan ise çok etkilenmiş deyim yerinde ise rüyalarında onunla arasında ne olabileceğini sorguluyordu..Tekrar Arjantin'e gitme fırsatı eline geçtiğinde önce korkar ama sonra ne aradığını bilmeden işi tekrar kabul eder..Orada Gabriel ile tekrar yüz yüze gelmek ne kadar korkutucu ve çekici olsa da  kendine hakim olamıyordu..Orada ne olabileceğine görmek istiyordu..
Gabriel Jones üç yıl önce sevdiği kadını gözlerinin önünde kaybetmiş ruhsal ve duygusal yönden ölü bir adamdır.. Jenna'nı hayatını kurtardıktan sonra onu Arjantin'den göndererek bir anlamda kendini güvenceye almıştır..Ama çok da yanıldığını farkedecektir..Jenna kimsenin ulaşmadığı en derinliklerine inmiştir..
Aksiyon dolu içinde aşk macera olan hikayeleri seviyorsanız bu roman tam size göre...Keyifli Okumalar...