18 Mart 2017 Cumartesi

Göl Evi-Kate Morton




Orijinal Adı: The Lake House
Edisyon Adı: Göl Evi
Yazar : Kate Morton
Çeviri : Beril T.Uğur
Yayınevi : Artemis Yayınları
Goodreads Puanı: 5/4,03
Puanım: 5/4,5


Uzun zaman önce aldığım ama beklettiğim bir roman idi Göl Evi. Kate Morton'ın bendeki yeri apayrıdır. Ülkemizde çıkan tüm kitaplarını okudum. Yazarın anlatım gücü,olayları adeta iğne oyası gibi dokuması ve sonunda sizi ters köşeye yatırması muhteşem bir duygu.
Elbette ki yazarı ilk tanıdığım kitabı  Riverton Malkanesi'nin yeri bende bambaşkadır.
 Gelelim Göl Evi'ne.
1933 ve 2003 Yıllarında iki zamanlı olarak kurgulanmış hikayeden size ne kadar bahsedersem okuma tadınızı o kadar çok kaçırmış olurum.
Kitaptaki üç kadın kahraman Sadie,Alice   özellikle geçmişteki Elanor'dan çok etkilendim. O ne bağlılık,o ne verdiği sözü tutma sadakati....




Roman, 1933'te Cornwall'da, Loeanneth'in aile evinde 16 yaşındaki Alice Edevane ve birkaç yaşamı etkileyen yaz ortası partisi ile başlar. Sonra hikaye 2003'e taşınıyor ve bir büyükanne, anne ve terk edilmiş bir çocuğu içeren bir davanın bırakılmasını reddetmesinin ardından Büyükşehir polisinin zorla iznini alan Sadie Sparrow'a okuyucu tanıtıyor.

 Sadie,incelediği olayda  annesinin bebeğini hiç terk etmediğini ve hikayenin daha fazla olduğunu hissediyor. Haklı mı?

 Bu, sadece bu romanda açılacak hikayeler ve sırlardan biridir. Sadie'yi görüşlerine şiddetle sardığı ve silahlarına yapışmaktan korkmadığı için gerçekten sevdim. Cornwall'da kaldığı dedesi Bertie ile olan ilişkisini de sevdim.

Londra 2003'te şimdi yaşlı olan Alice Edavane, gizemli bir yazar ve onun asistanı Peter ile tanışıyoruz. Bir kere daha bebekken erkek kardeşine olan biteni anlatan sırlar bir kez daha bol, ama Alice izin vermediğinden fazlasını biliyor.
 Kitabın ilerleyen saatlerinde Londra'da 1911 yılına geri dönerek hikayeyi tekrar doldurdular, bu nedenle yazarın bir araya getirmek için bir sürü iş parçacığı var gibi görünüyor. Çocuğun kaybolmasıyla ilgili okuyucuya,  peşine düşmesi için ipucu veriyor 
.
Başlangıçta bir zaman ve yerden diğerine çekilmek için biraz zaman geçti ama bir kez karakterleri daha iyi özümsediğine  emindim Olayların hepsini  birbirine bağlaması çok ama çok ustalık isteyen bir kurgu yeteneği gerektirir. O da Kate Morton farkı işte...

En sevdiğim Kate Morton romanı şimdiye kadar The Secret Keeper'dı(Sır Muhafızı). Ama  Göl Evi onu bir tık geçti... Bunu daha çabuk okuyamamış olmanın tek nedeni hayatımın  en zor günlerini yaşıyor olmam ve yorum yapmanın bana çok zor gelmesi.
Ama böylesi derinliği olan bir kitaba okurken beni çok etkileyen bu hikayeye kendimi biraz olsun borçlu hissettim.
. Büyük bir kitap ama asla böyle hissetmiyor. Bunu, sırlar ve aileler hakkındaki hikayeleri seven herkes için öneririm. Ve elbette romantizm severler... Okumaya değer.
()

19 Şubat 2017 Pazar

Oyun-Brenda Joyce




Orijinal Adı. The Game
Edisyon Adı: Oyun
Yazar : Brenda Joyce
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Gülce Arman Bayrakçı
Goodreads Pıuanı : 5/3,95
Puanım :5/5

Merhabalarrrr..!
Uzun zamandır kitaplarımı yorumlamıyorum. Kitap okumayı bırakmadım ama yorum yapmak zor gelmeye başladı açıkçası.
Bir süre önce özel hayatımda yaşadığım kayıp nedeniyle pek de içimden gelmiyordu.
Son zamanlarda okuduğum kitapların büyük bölümünü yorumlayamadım. Bu zaman zarfında okuduğum tütün dışında kitaplar okumaya çalıştım.Şans vermediğim yazarların kitaplarını okudum.


Fakat Brenda Joyce'in De Warren Hanedanını konu alan serisinin de sonuna gelindi. 

Bir seri daha bitti. Ama ne seri tek kelime ile muhteşem bir seri idi bence.Serinin bazı kitaplarından çok çok etkilendim. Bazılarını ise vasat buldum.Brenda Joyce en sevdiğim yazar Judith McNaught'u aratmadı.Bir nebze olsa da beni teselli etti. Yazarın yeni kitaplarının fazla bekletilmeden basılmasını ümit ediyorum.ve bu güzel seriyi en baştan arka arkaya okumayı planlıyorum..


Gelelim kitabımıza Orijinal adı The Game olan Oyun I.Elizabeth döneminde geçiyor. Brenda Joyce hikayeyi tarihe uygun olarak kurgulamış. Bunu kitabın sonundaki bir notta da belirtiyor zaten. 



Kraliçe Elizabeth'in saltanatında 1562 yılında kurgulanan bu kitap, Norman manastırında hayatının son altı yılını yaşayan güzel bir İrlandalı asil kadın olan Katherine FitzGerald'ın hikayesini anlatıyor. Nihayet Baş rahibeyi, Cornwall'a ev sahipliği yaptığı arkadaşı Juliet ile terk etmesine izin vermeye ikna edebilen iki genç kadın, altın tüyler kıran korsan ünlü Shane O'Neill'in oğlu Liam O'Neill tarafından açık denizde kaçırıldı. İngiliz soylu annesine tecavüz eden barbarca bir İrlandalının gayri meşru oğlu.. Bu durumun acısını çektiği için çocuk sahibi olmamaya yemin etmiş Liam O'Neill 


Liam, gemisinin güvertesinde Katherine'i ilk gördüğünde, onun olması gerektiğine karar veriyor.. Ancak Katherine onun  baştan çıkarmasına karşı koyar ve onu babasına götürmesi konusunda ısrar eder.  Liam onu  ve Londra'ya götürür orada  babasının yoksullaştığını, unvanları ve toprakları kendisinden soyulduğunu ve Kral Elizabeth'in yanındaki dikenli kuzeni FitzMaurice tarafından tazmin edilen bir ev hapsinde olduğunu öğrenir.


Katherine'nin serveti ve soylu bir evlilik hayalini kaybetmiş ne yazık ki , öyle görünüyor ki Katherine korsanın ödülü olacaktır. Ancak Liam'ın planları, öfkeli bir Kraliçe Elizabeth'in önünde tutsak edildikleri zaman kesilirler. Katherine, Elizabeth'in merhametine kalır ve Kraliçe tarafından özel nedime tayin edilir. 
Kraliçe, onu Liam'tan ve mahkemeden uzak tutacak olan Katherine için bir evlilik düzenlemiştir, ancak onu tutmaya kararlı olan korsan, "oyunda" Katherine'i onun yanında tutacak ve babasının topraklarını ve ünvanını geri alarak evlilik planlamaktadır. 


Katherine, başkalarının kaderini belirlemesini beklemeyen ama biraz tedbirli davranan cesur ve güzel bir kadındır. Liam korsan, ama aynı zamanda iyi niyetli, sadık ve büyük bir sevgiye sahip bir adam.  Babasının mirasından ve annesinin vasiyetinden hatırlatacak olan mirasına son vermeye çalışıyor. Bir ülke ya da ev olmadan, Denizlerin Efendisi olur.

Çok etkili dramatik sahneleri vardı. Kraliçe Elizabeth'i şımarık,egoist bir kız çocuğuna benzettim. Çevresindeki erkeklere sahiplenerek hayatlarına müdahale etmesi bende antipati uyandırdı..Özellikle romanın sonlarına doğru Katherine'den yeni doğurduğu bebeğini alması ........
Kraliçe Elizabeth

Bu tip handikaplardan siyasi deha Liam sayesinde kurtulacaklardır....
Tek kelime ile müthiş bir roman idi. Dönemi adeta yaşatan heyecanlı bir korsan hikayesi idi.. 


de Warenne Dynasty

01. The Conqueror (1990) Gönül çelen
02. Promise of the Rose (1993) Gülün Sözü 
03 The Game (1994) Oyun
04. The Prize (2004) Bir Avuç Aşk.
05. The Masquerade (2005) Maskeli Balo
06. The Stolen Bride (2006) Kaçak Gelin
07.A Lady at Last (2006) Aşka Yelken Açanlar
08. The Perfect Bride (2007) Kusursuz Gelin 
09. A Dangerous Love (2008) Tehlikeli Aşk
10. An Impossible Attraction (2010) İmkansız Aşk.
11. The Promise (2010) Yemin

17 Ocak 2017 Salı

Latife Hanım-İpek Çalışlar




Orijinal Latife Hanım
Yazar : İpek Çalışlar
Yayınevi: Doğan Kitap
Goodreads Puanı: 5/3,88
Puanım :5/4,5




Uzun zamandır okumak isteyip de vakit ayırıp da okumadığım bir kitap idi. Latife hanıma sağ soldan okuduklarım yüzünden çok ön yargılı olduğumu kabul etmem gerekiyor. Belki de büyük kurtarıcımızın üzülmesine sebep olduğu için olabilir mi? diye çok düşünmüşümdür.
Ancak Latife Uşşaki'nin sıradan bir kadın olmadığı belli idi. İzmir'li olması Latife Hanım Köşküne defalarca gitmem ...
Bu büyük kadını kendime çok yakın hissettim.


Yazar bu biyografiyi araştırmalara tarihi delillere dayanarak kaleme almış.Kitabın bazı yerlerinde belirsizlikler olsa da artık bir yerden başlanması gerekiyordu ve iyi de olmuş..
Kitap da beni en çok etkileyen Latife hanımın büyük yalnızlığı oldu. İstese hayatına yeni bir aşk alabilir yalnızlığına son verebilirmiş....Ama o sadece tek kişiyi sevmiş...Yeni bir aşk için çok yorgun,çok yıpranmış....


Çok acı..


Atatürk'ün sevdiği kadın zaten sıra dışı olağanüstü bir kadın olmalı ...Latife Hanım evliliğin de kocasına yardımcı olmuş ama onunla eşit şartlarda çata çat fikirlerini savunabilen,direten Atatürk ile büyük fikir alşıverişinde bulunan hem eş,hem sekreter,hem yardımcı...Kısaca herşeyi olmuş kısacık evliliklerinde ..Onun dez avantajı çok çabuk sinirlenen öfkesi kavuran bir karakter de olması...


Birbirlerini çok sevmişler...Keşke ömür boyu süren bir evlilikleri olabilseydi.Belki de Atamız daha çok yaşayabilir sağlığı da bozulmaz Cumhuriyet Devrimleri yarım da kalmazdı.


Türk Kadınının haklarını almasın da en büyük etkenlerden biri de Latife hanımdır. Kadın haklarının ateşli savunucusu Atatürk'e yeni fikirler vermekte de ilham kaynağı idi.


Anladığım kadarı ile iki kuvvetli karakterin birbiri ile çatışmasın da bir taraf geri çekilmediği sürece birbirlerini tüketecekleri aşikar idi..Tam dokuz dil bilen bu muhteşem donanımlı kadın keşke biraz daha politik,ılımlı olabilseydi ...
Bir milletin lideri ile  büyük deha ile evli olduğunu sindirebilseydi.


Onların evliliğini en güzel bence Nazım o ünlü şiiri ile özetlemiş sanki...Bence Tam da Atatürk ve Latife hanım için yazılmış bir şiir....

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri

O mavi gözlü bir devdi. 
Minnacık bir kadın sevdi. 
Kadının hayali minnacık bir evdi, 
bahçesinde ebruli 
hanımeli 
açan bir ev. 

Bir dev gibi seviyordu dev. 
Ve elleri öyle büyük işler için 
hazırlanmıştı ki devin, 
yapamazdı yapısını, 
çalamazdı kapısını 
bahçesinde ebruli 
hanımeli 
açan evin. 

O mavi gözlü bir devdi. 
Minnacık bir kadın sevdi. 
Mini minnacıktı kadın. 
Rahata acıktı kadın 
yoruldu devin büyük yolunda. 
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, 
girdi zengin bir cücenin kolunda 
bahçesinde ebruli 
hanımeli 
açan eve. 

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, 
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: 
bahçesinde ebruli 
hanımeli 
açan ev..

Nazım Hikmet Ran



Kısaca bu kitabı herkes okumalı,okutturmalı.....Tavsiyemdir.